Araba Tüketim Malı Mıdır? Gerçekten Düşünmemiz Gereken Bir Soru
Herkesin hayallerinde bir araba vardır, değil mi? Hadi itiraf edin, siz de ne zaman yeni bir arabayı yolda görseniz, bir anlığına o araba size aitmiş gibi hayal kurarsınız. “Vay be, bu araba benim olsaydı nasıl giderdim!” falan. Ama bir noktada durup, şu soruyu sormak lazım: Araba gerçekten bir tüketim malı mı? Yani, bu kadar pahalı bir şeyin gerçekten tüketim amaçlı mı alındığını, yoksa sadece statü sembolü olarak mı kullanıldığını sorgulamamız gerekmez mi? Benim gibi İzmir’de yaşayan bir genç için, bu sorunun cevabı çok basit gibi görünüyor ama belki de biraz derine inmek gerekiyor. O yüzden gelin, bu soruya biraz cesurca bakalım.
Araba Nedir? Tüketim Mi, Yatırım Mı?
İlk başta, arabanın ne olduğunu netleştirelim. Araba, işin özüyle bir ulaşım aracıdır. Ama artık neredeyse herkesin hayatında bir statü simgesi haline gelmiş durumda. Araba, sadece “benim işime yarıyor” düşüncesinden çok, “benim bu arabaya sahip olmam, insanların beni nasıl gördüğüyle ilgili” düşüncesine kaymış gibi görünüyor. Bu da bir yandan arabayı tamamen bir tüketim malı yapıyor. Yani, arabayı alıyorsunuz, kullanıyorsunuz ve bir süre sonra değer kaybediyor. Sonra yine yeni bir araba almak için eskiyi satıyorsunuz. Tam bir tüketim döngüsü değil mi?
Tabii, bir de o pahalı arabaların sunduğu “hizmet” var. Hani diyoruz ya “Yola çıkarken rahat olmalıyım, güvenliğim önemli” falan. Bunlar gayet geçerli sebepler, ama şu da var: Araba, bir yatırım aracı olmayı ne zaman başardı ki? Sonuçta bir araba ne kadar kaliteli olursa olsun, zamanla değeri düşer. Eğer araba bir yatırım olsaydı, mesela bir Porsche alırdık ve yıllar sonra değeri artardı, değil mi? Ama ne yazık ki, o Porsche’nin bile değeri 5 yıl sonra ciddi oranda düşer. Bu da, arabaların aslında ekonomik anlamda bir tüketim malı olduğunu gösteriyor.
Araba Tüketim Malı Olarak Güçlü Yönleri
Şimdi, gelin arabaların tüketim malı olma yönüne bir göz atalım. Araba almak, gerçekten çok büyük bir karar. Hayatınızda başka hiçbir şey, bu kadar hızlı değer kaybetmeyebilir. Yani, arabayı alırsınız, birkaç yıl sonra onu satmaya çalışırken neredeyse sıfıra yakın bir fiyatla karşılaşırsınız. Sadece yolda gitmek için kullandığınız bir araç, size sadece masraf, yakıt ve bakım olarak geri döner. Bu tamamen bir tüketim mantığına dayalı bir şey. Yani bir araba, aslında sizi sadece bir yerden başka bir yere taşır. Bunu ben hep şu şekilde düşünüyorum: Arabalar, büyük bütçeli birer “araç” olsalar da, sonunda hepimiz için birer “tüketim” aracına dönüşürler.
Bir de, o arabaları almak için harcadığınız paraların yerine başka şeyler koyduğunuzda, ne kadar farklı bir hayat yaşayabileceğinizi fark ediyorsunuz. İzmir’deki hayatımda, arabam yok ama toplu taşıma kullanarak, bisiklete binerek, yürüyerek çok daha düşük maliyetli bir hayat sürdürebiliyorum. Tabii bu da kişisel tercihlere göre değişir ama şu kesin: Araba, başlangıçta yatırım olarak görülebilir ama sonunda tüketime dönüşür. Araba almak, neredeyse her zaman bir tüketim alışkanlığına dönüşür.
Araba Tüketim Malı Olarak Zayıf Yönleri
Araba bir tüketim malı olabilir, fakat burada dikkat edilmesi gereken bir şey var: Araba, bazen sadece bir araç değil, aslında bir yaşam tarzı da olabilir. Mesela, şehir içi ulaşımda çoğu zaman arabasız olmak ciddi bir zorluk oluşturabiliyor. Hani, bir yerden bir yere gitmek istediğinizde, toplu taşımayı tercih etmek yerine, çok daha hızlı ve konforlu bir şekilde ulaşım sağlıyorsunuz. O yüzden, arabayı bir tüketim malı olarak görmek ne kadar doğru? Tabii ki de bir arabanın size sunduğu özgürlük de göz ardı edilemez.
Mesela, işyerinden çıkıp arkadaşlarla bir akşam yemeğine gitmek için arabaya atlamak, hemen oradan bir yerlere kaçmak, bence bir anlamda hayatın tadını çıkarmak anlamına geliyor. Eğer sadece temel ihtiyaçları karşılamak için bir araba alıyorsanız, bu zaten tam anlamıyla tüketimdir. Ama gerçekten hayatınızı kolaylaştırmak, hayat kalitenizi artırmak için aldığınız bir araba, başka bir yere koyar. Sonuçta, her şeyin bir bedeli vardır. Araba, ister istemez size bir özgürlük, bir hız ve bir rahatlık da sunar. Ve evet, bunu düşündüğümüzde, araba bir tüketim malı olmaktan öte, bazen bir gereklilik, bazen de bir yaşam tarzı aracı olabilir.
Araba, Tüketim Malı Olarak Gerçekten Bize Ne Katıyor?
Gelelim en can alıcı soruya: Araba gerçekten bize ne katıyor? Benim gibi birkaç yıl boyunca arabasız yaşamış biri için, bu soru daha da önemli hale geliyor. Bazen arabalar, bizi sadece birer taşıma aracından fazlası yapabiliyor. Ama ne yazık ki, çoğu kişi, arabalarını alırken aslında o arabadan daha fazla bir şey bekliyor: Statü, özgürlük, hız, kolaylık… Hadi ama, gerçek şu ki, çoğu zaman bunların hepsi biraz da yanıltıcı. Araba almak, aslında sadece o anlık heyecanı yaşamak. Ama arkasında yatan asıl gerçek, onu aldığınızda tekrar masraflara, bakıma, yakıta dönüyor.
Benim fikrim şu: Arabalar, bir yandan bize konfor ve özgürlük sunsa da, çoğu zaman bize sadece tüketim alışkanlıkları yaratır. Evet, arabaların bazı güçlü yönleri de var ama bence bir araba almak, sonunda hepimizi aynı tüketim döngüsüne sokar. O yüzden, araba almak isteyenlere önerim şu: Alacağınız arabayı gerçekten ihtiyacınız olduğu için mi alıyorsunuz, yoksa sadece başkalarına gösteriş yapmak için mi? Belki de bu soruyu daha sık sormamız gerek.