Çayırova’nın Nüfusu Kaç? Bir Yerin, Bir Hayalin ve Bir Umudun Hikâyesi
Hayatımda dönüm noktası olan anları hatırlıyorum, en net hatırladığım ise Kayseri’de bir yaz akşamı arkadaşım Arda’yla oturup, telefonlarımıza bakarken verdiğimiz o karardı. Ben 25 yaşımdaydım, o sırada hayatımda bir yön arayışı vardı. Gözlerim bir an için telefonda Çayırova’nın nüfusu kaç diye aramaya takıldığında, Arda gülümsedi. Gülümsedi çünkü o anda ben sadece bir yerin nüfusunu öğrenmeye çalışıyordum, ama aslında onun arkasındaki anlamı keşfetmeye de başlamıştım.
Çayırova, Ama Neden?
Çayırova… Adını duymadığım, yaşamadığım bir kasaba. Nedenini tam olarak bilmiyorum, ama bir şekilde ilgimi çekmişti. Belki de o gün Kayseri’nin sakinliğinden biraz kaçmak istiyordum. Bu küçük kasaba hakkında bir şeyler öğrenmek, onunla ilgili hislerimi anlamak istiyordum. Arda, “Hadi bakalım, Çayırova’nın nüfusuna bakalım. Kim bilir, belki de bir gün gideriz,” dedi. “Gider miyiz?” diye sordum, hem şaşkın hem de biraz heyecanlıydım. Sonuçta, her yeni yer, yeni bir keşif demekti. Bir anlamda, yeni bir sayfa açmak.
O an anladım: Çayırova’nın nüfusunu öğrenmek, bir yerin sayısını, büyüklüğünü ya da haritada nerede durduğunu bilmekten fazlasıydı. O an, Çayırova’nın nüfusu hakkında öğrendiklerimle, kendimi ve hayatımın hangi noktasında olduğumu keşfetmek gibi bir hissiyatım oluştu.
Her Sayı Bir Hikayedir
Çayırova’nın nüfusunun 300 binin biraz üstünde olduğunu öğrendiğimde, gözlerim bir süre telefonumda kaldı. Sayılardan, rakamlardan bir anlam çıkaramıyordum. Ama bir anda düşündüm; her sayı, her rakam, aslında bir hayatı temsil ediyordu. O 300 bin, 300 bin insan, 300 bin farklı hikaye, 300 bin farklı umut ve hayal… Bir kasaba ne kadar küçük olursa olsun, orada yaşayanların hayalleri, dertleri ve sevinçleri arasında bir fark yoktu.
Ve birden bire aklıma geldi: Kayseri’de bir semtte ya da bir köyde dahi herkesin kendi dünyası var. Bütün bu insanlar birbirlerinin varlıklarını bilmeden yaşıyor, ama her birinin bir dünyası var. O dünyada bir kaybolmuşluk da var, bir arayış da… Ben de o arayış içindeydim, ama işte bu şehirde, bu kasabada, belki de Çayırova’da…
Hayatımda bazı anlar vardır, içimde hissettiğim o büyük boşluk, tüm evrenin bana cevap vermesini bekliyordum. O anlarda hayal kırıklığı, kaybolmuşluk ve belki de biraz korku vardı. Ama aynı zamanda da umut, yeni bir başlangıcın hayali… Çayırova’nın nüfusunu öğrenmek, belki de bir başlangıçtı.
Bir Kasabada Umut Var mı?
Çayırova’ya dair bir düşünce beynimi kemirmeye başladı. Bu kasaba, belki de şehirde kaybolanları, kaybolan umutları, arayıştaki insanları barındırıyordu. O insanlara dair ne hissederim? Çayırova’nın nüfusu belki de 300 bin insanın bir araya geldiği bir yerin başlangıcıydı, ama arka planda başka bir şey vardı. Orada yaşamak, belki de hayal kırıklığına uğramış birinin bir yerden çıkıp bir şeyler yapmak için yola çıkmasından ibaretti. Ama orada başka hayatlar da vardı, hayalini bir yerlerde kaybetmiş olanlar… O 300 bin insan, belki de içlerinde aynı soruları soruyorlar, belki de aynı boşluğu hissediyorlar. Kim bilir?
Düşüncelerim derinleşti, bazen bir yerin nüfusuna bakmak, o yerin insanları hakkında daha çok şey anlamak demek oluyor. Çayırova’da 300 bin kişi, her biri farklı hikayelerle dolu. Her biri kendi yaşamını yaşarken, bazen içindeki boşlukla yüzleşmek zorunda. Kimisi burada huzuru bulmuş, kimisi belki de başka bir şey arıyor.
Kayseri’de Bir Akşam Üzerine
Gün batımına doğru, Kayseri’nin arka sokaklarında, bir parkta yürürken, etrafıma bakıp düşündüm: Buradaki insanlar ne hissediyor? Her biri kendi hikayesinin başkahramanı ve belki de ben onların ne hissettiğini hiç bilemeyeceğim. Ama bir şeyi biliyorum; bir kasabada yaşamaktan, bir yerin parçası olmaktan, insan olmanın da bir anlamı vardı. Her şehirde, her kasabada, her mahallede bir kalp atıyordu.
Ve işte o anda kaybolan o his, bir kaybolmuşluk hissi daha da derinleşti. Arda’yla belki de hiç gitmeyeceğimiz bir yeri, belki de orada 300 bin farklı hikâyeden yalnızca birini keşfedeceğimiz bir dünyayı hayal ettim. Çayırova’nın nüfusu, bir yeri ifade etmekten çok, orada yaşayanları ifade eden bir simgeydi. Bir rakam, bir şehir, bir kasaba… Bunlar birer hayat ve her hayat, içinde yüzlerce duyguyu barındırır.
Sonuç: Büyüklük ve Küçüklük Arasında
Kayseri’den Çayırova’ya dair tüm hayallerim ve hayal kırıklıklarım arasında bir yerde kaldım. Bir kasabanın nüfusu belki 300 bin, belki de sadece 10 bin olsa ne fark ederdi? O insanlar, o hayatlar, o anlar… Aslında bir yeri tanımak, yalnızca rakamlarla ölçülmezdi. Benim için Çayırova’nın nüfusu kaç olduğundan çok, o kasabanın içindeki insanların neler hissettiği önemliydi.
Ve bugün, Çayırova’yı bir daha düşünürken, o nüfusun, o insanların ve belki de o kasabanın bir parçası olma hayalini kurarken, bir kez daha şunu fark ettim: Her yerin bir kalbi var, ve her kalp bir umut taşıyor.